1 Ağustos 2008 Cuma

Hoparlör Olmadan Kişiye Özel Ses İletimi



Sesin 140 metre mesafeden sadece hedeflenen dinleyicilere ulaştırılabilmesini sağlayan HyperSonic Sound,ses teknolojisinde çığır açıyor. Düşünün ki kalabalık bir ortamdasınız, kafanızın içinde tatlı tatlı yankılanan bir melodi var ama iki metre ötenizde duranların bundan haberi bile yok. Kulaklık kullanmadığınız sürece böyle bir şey mümkün olamazmış gibi görünüyor değil mi? Oysa bu artık mümkün. Amerikalı mucit Woody Norris’in HyperSonic Sound teknolojisi,sesin havada 140 metre uzağa kadar gönderilebilmesine ve sadece hedeflenen dinleyicilerin bu sesleri algılayabilmesine olanak sağlıyor. Dinleyiciler, duydukları sesi “sanki kafamızın içinden geliyor gibi” sözleriyle tanımlıyorlar.
Peki bu nasıl mümkün olabiliyor? Yaklaşık 20 santim ebadında köşeli bir levha görünümünde olan cihaz üzerinde yer alan piezolektrik uyum sağlayıcılar, ses dalgalarını insan kulağının duyma sınırı olan 20 KHz’den daha yüksek bir frekansla hedefe doğru yönlendiriyor. Düşük frekanslı duyulabilir seslerin aksine bu tarz yüksek frekanslı sesler havada yol alırken dağılmadığı için, sesin istenen pozisyona hassas biçimde yönlendirilmesi mümkün olabiliyor. Bu dalgalarla birlikte hedefe yönlendirilen ultrasonik dalgalar,sesi hedefe ulaştığında tekrar duyulabilir hale getiriyor. Böylece dinleyici sanki sesin kaynağı kafasının içindeymiş gibi hissediyor.

Yapılan 7 yorumu buradan okuyabilirsiniz.

Japonlar'dan Rüya Makinesi



Takara isimli Japon firmasının geliştirdiği rüya makinesi, kişinin arzusuna göre rüya görmesini sağlıyor. Cihazın çalışma sistemi ise şöyle; uyumadan önce rüyanızda görmek istediğinizle ilgili resme bakıp kayıt cihazına bilgileri verdikten sonra bu cihaz, ses, ışık, müzik ve kokularla uykunuzun REM döneminde istediğiniz rüyayı görmenizi sağlıyor. İlk önce fonda çaldığı müzikle uyumanız için rahatlamanızı sağlayan cihaz sekiz saatlik uykunun sonunda ses ve ışıkla sizi uyandırıyor.
Yapılan 13 yorumu buradan okuyabilirsiniz.

Dünyanın İlk Blu-Ray'li Notebooku



Sony Vaio AR serisini piyasaya sürerek dünyanın ilk Blu-Ray’li notebookunu üretti.
Böylece High-Definition medya mücadelesinde bir adım öne geçti. Dünyanın ilk Blu-ray'li notebooku özelliğini taşıyan Sony Vaio AR serisi , Toshiba'nın ürettiği HD - DVD özellikteki Qosmio serisine bir cevap niteliği taşıyor. Her iki notebook da Media Center uyumlu olarak çalışmakta, HD oynatmakta ancak Sony'nin artısı bunu kaydedebilme özelliğinin bulunması. Ar serisi bize geleceğe şimdiden adapte olma şansı tanıyor.

Yapılan 3 yorumu buradan okuyabilirsiniz.

30 Temmuz 2008 Çarşamba

Sas Komandoları



Her tür doğa koşulunda hayatta kalma tekniklerini öğrenmek istiyorsanız bu kitap tam size göre. Barınak yapımı, ilk yardım,ateş yakma,su kaynaklarına erişim,yiyecek bulma,haberleşme,yön bulma ve ekipman konusunda detaylı bilgilere yer veren bu kitap ilk elden kazanılmış deneyimlere dayanarak hazırlanmış.Sas komandolarının hayatta kalma teknikleri ve eğitimi üzerine hazırlanmış olan bu kitabın doğa ve macera severlerin ilgisini çekeceğini düşünüyorum.Ben de bir tane var. Zevkle okuyacağım. Unutmayın bilgi güç demektir güçse pek çok şey.



Organik İpod



Daha önceki yazılarımda hormonlu, katkı maddeli yiyeceklerin zararından, organik sebze ve meyveleri tercih etmemiz gerektiğinden ya da organik kozmetik ürünlerinden bahsetmiştim. Peki her şeyin organiği oluyor da ipod’un organiği olmaz mı? İpod’un başı kel mi? Bu sorunun cevabına buradan ulaşabilirsiniz.

29 Temmuz 2008 Salı

Sarıkeçili Yörükleri



Sarıkeçili Yörüklerinin hayatını kendi ağızlarından dinlemek ister misiniz? Benim çok hoşuma gitti. Fatih Pınarın yaptığı bu foto-röportajın ilginizi çekeceğini düşünüyorum. Son derece, doğal, samimi ve özgürler. Sarıkeçililer yardımlaşma ve dayanışma derneğinin sitesine ise buradan ulaşabilirsiniz.



Organik Tarım



Kuşadası’nda geniş topraklara sahip bir ailenin üyesi olan Gürsel Tonbul,10 yıl önce daha kimsenin organik tarım hakkında bilgisi yokken bu işe nasıl başladığını anlatıyor. Bu konuyla ilgilenenlere faydalı olacağını düşünüyorum. Özellikle şu diyalog çok hoşuma gitti: “Örneğin, yaprak bitlerine karşı arap sabunuyla ağaçları yıkayın talimatı verdiğimde, adamlarım - Bütün Davutlar Ovası’nı bize güldürüyorsun Abla, ağaçlar köpür köpür köpürüyor, Davutlar bize gülüyor- diye itiraz ettiler. Ben de onlara - Siz işinizi doğru yapın, son gülen biz olacağız- dedim.”
Gerçekten son gülen Gürsel Tonbul hanım olmuş. Kendisinin azmini ve duyarlılığını takdir ediyor kendisine sevgilerimi gönderiyorum.